Esmâu’l-Husnâ: El-Evvel ve’l-Âhir (الأول و الآخر)

O, Evvel’dir, Âhir’dir… (Hadid, 3)

Bu isimlerin anlamı hakkında el-Halîmî der ki: “Evvel (ilk), öncesi olmayan; Âhir (son) ise sonrası olmayandır. Çünkü “önce” ve “sonra” birer sonu ifade eder. “Önce” varlığın başlangıçtan önceki sonu; “sonra” ise, başlangıçtan sonraki sonu ifade eder. Eğer varlığın başlangıcı ve sonu olmazsa, öncesi ve sonrası da olmaz. İşte Allah öncesi ve sonrası olmayandır. Diğer bütün varlıkların öncesi ve sonrası vardır.   Allah’ın Evvel olduğunu bilmek, sadece sebeplere bakmaktan, bunlar üzerinde durup düşünmekten veya sebep-sonuç ilişkisine bağlı kalmaktan kurtulmamızı ve daha geniş düşünmemizi sağlar. O’nun salt lütuf, ihsan ve merhametine bakmamıza yardım eder. Hiçbir varlığın herhangi bir katkısı olmadan O’nun bize sayısız nimetler verdiğini bilmemizi sağlar. Mutlak yokluğun olduğu bir ortamda, bütün varlığı ve sonra da bizleri yarattı. Bütün varlıkar yokken, adı dahi zikredilmezken O, her şeyi bizim için hazırladı. Bize güç ve kuvvet verdi, varlıklar için sebep-sonuç kanununu koydu. O’nun bu lütuf ve ihsanı her şeyin üstündedir. Sebep-sonuç kanunu da O’nun bize bir lütfudur. O’nun varlığı hiçbir vesileye bağlı değildir. Allah’ın Evvel ismini bu şekilde anlayan O’na mutlak manada muhtaç olduğunubilir. Bütün içtenliğiyle O’na ibadet etmesi gerektiğini daha iyi anlar.

Allah’ın Âhir olduğunu bilmek insana, sebeplere fazla önem vermemeyi, onlara bel bağlayıp güvenmemeyi, üzerinde fazla durmamayı öğretir. Bu sebeplerin sonuçta mutlaka yok olacağını ve son bulacağını, sadece Âhir olan Allah’ın baki kalacağını bilmemizi sağlar. Geçici varlıklara bağlanmak, yokluğa bağlanmaktır. Halbuki Âhir olan Allah’a bağlanmak kesinlikle yok olmayacak ve ebediyyen var olacak olana bağlanmaktır. O’na bağlanan yok olmayacak ve varlığı bir kesintiye uğramayacaktır. Oysa yok olacak geçici şeylere bağlanmak böyle değildir. Fani şeylerin yok olmasıyla, onlara bağlananlar da yok olacaklardır.   Allah’ı bu şekilde tanıyan ve bilen arif kişi, bütün sebepler yok olduktan sonra sadece Allah’ın baki kalacağını, hiç bir şey yokken O’nun var olduğu gibi herşey yok olduktan sonra da O’nun var olacağını bilir, daha bir samimiyetle O’na ibadet etmeye çalışır. O’ndan başka hiçbir şeye dayanıp bel bağlamaz.

Bu iki ismin anlamını iyi düşün. Sadece Allah’a yönelmenin ve O’na dayanıp güvenmenin bir zorunluluk olduğunu anla. O’nun dışındaki herşeyden yüz çevir, daima ona muhtaç olduğunu unutma. Herşeyin ondan başladığını ve tekrar ona döneceğini hatırından çıkarma. Hiçbir vesile ve sebep yokken O kendi lütuf ve ihsanı ile bütün varlıkları yarattı. Bu yüzden bütün sebep ve vesileler yine O’na gelip dayanacak ve son bulacaktır. O, herşeyin evveli ve ahiridir. O, her şeyin yaratıcısı ve yaratıcısı olduğu gibi, aynı zamanda her şeyin ilahı ve idarecisidir. Ana amaç ve temel gaye O olmadıkça mutluluğa kavuşmak, kurtuluşa ermek ve kemale ulaşmak mümkün değildir.

O, bütün varlıkların kendisiyle var olduğu, var olmaya başladığı Evvel’dir. O kulluğun, sevginin, istek ve iradenin son bulduğu Ahir’dir. Bu yüzden Allah’tan başka yönelecek, ibadet ve kulluk edilecek, tapınılacak varlık yoktur. Nasıl ki O, kendisinden başka hiçbir şey yokken varlıkları yarattı, nasıl ki seni tek başına yarattı ise, sen de sadece onu ilah kabul ederek yalnız ona kulluk et ki, kulluğun onun katında geçerli olsun. Senin yaratılışın ve varlığın O’ndan başladığı gibi, sen de O’nu, sevginin, iradenin ve ilahlığın temel amacı yap. Böylece Evvel ve Ahir isimleriyle ona kulluğunu gerçekleştir.
(Esmâu’l-Husnâ, Gerçek Hayat)