Mahşer

Bugün hayattayız ve bir gün hiç kuşkusuz öleceğiz. Nasıl yaşam gerçek, ölüm haksa, ölümden sonra dirilmek de haktır. O gün müthiş bir gündür. Çünkü hesap için Rahman’ın huzuruna çıkarılacağımız gündür. İşte o gün, haşir günüdür.

Mahşer, sözlükte diriltmek, haşr etmek, sıkıştırmak ve toplanmak manalarına gelir. İnsanların toplandığı yer anlamında “Ha.şe.re/حشر” fiilinden türemiş bir isimdir. Istılahta ise, mahşer kelimesi Ahirette hesap için toplanılan yer manasına gelir.

Size geleceğinizden bahsedeceğim. Emin bir elçinin getirdiği gaybi haberleri sizinle paylaşacağım. 

Allah -ki ondan başka hiçbir ilah yoktur- elbette sizi kıyamet günü toplayacaktır, bunda asla şüphe yoktur. Söz bakımından Allah´tan daha doğru kim vardır! (Nisa 87)

Şimdi mahşerde olduğunuzu düşünün! Allah Teala şöyle buyuruyor:

Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür. (Naziat 6-9)

İkinci sur’a üflendikten sonra, insanların hepsinin diriltiltileceği gibi, siz de kabirden kaldırılacaksınız. Yanınıza iki melek gelecek, bu meleklerden birisi, sizi mahkeme edilmek üzere mahşer alanına, hiç bilmediğiniz mahşer meydanına götürecek. Diğeri ise sizin amellerinize şahitlik edecek. Bunun delili şu ayettir:

Her nefis, yanında bir sürücü ve şahidle gelir. (Kaf 21)

Bu melekler  tüm insanlar içindir. Kâfir, müslüman hiç bir ayrım yoktur. Ve mahşere giderken Allah’ın Tebareke ve teala  iyi kulu olmayanlara rahat yoktur.

Resulullah Sallallahu aleyhi vesellem kıyamet günü bizim kabirden kalkacağımız zamanki durumumuzu şöyle açıklar:

“İnsanlar kıyamet günü yalınayak, çırılçıplak, sörpük ve sarkık, ter, gem gibi boğazlarına takılmış ve kulaktozlarına çıkmış bir halde haşr olunurlar.” buyurdu. 

Hadisi rivayet eden  Sevde radıyallahu anha diyor ki:

“Ey Allah’ın resulü! Eyvah! O ne sefillik; insanlar birbirinin ayıbına bakacaklar.” dedim. Peygamber Sallallahu aleyhi vessellem:

“Hayır! İnsanlar -o gün- bunları göremeyecek kadar kendileriyle meşguldür.” buyurdu ve “O gün, onlardan her bir kişinin kendisine yetecek kadar işi ve derdi vardır.” (Abese, 80/37) mealindeki ayeti okudu.” (Buharî)

Ve  mahşer alanına ilerleme üç şekilde olur. Bunu Rasulullah’ın Sallallahu aleyhi vesellem hadisinden öğreniyoruz.

“Muhakkak sizler (kıyamet günü) yaya, binitli olarak ve yüzüs­tü sürüklenerek haşrolursunuz.” demiştir.(Tirmizi) Bu grupları şöyle açıklayalım: 

Birinci gruptakiler Yüzüstü gidecek, yüzleri yere sürtülecek.

Bir adam Resul-i Ekrem’e:

“Allahu Teala, “Cehennemde yüzükoyun topla­nanlar” buyuruyor; kafir yüzükoyun nasıl haşrolur?” diye sordu. Re­sul-i Ekrem Sallallahu aleyhi vesellem:

“Dünyada onu ayakları üzerine yürüten Allah, yüzükoyun onu yürütmeye kaadir değil midir?” buyurdu. Bu hadis Katade’ye ulaş­tığı zaman, “Evet, Rabbimin izzetine yemin ederim ki, kaadirdir.” dedi. (Buhari, Müslim)

Allah Subhanehu ve teala ayeti Kerimede şöyle buyuruyor:

Allah kime hidayet verirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah´tan başka dostlar bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız. (İsra 97)

Bunların en kötü olan grup olduğunu, Allah Celle celaluhu şu ayette bildiriyor: 

Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır. (Furkan 34)

İkinci gruptakiler de yürüyerek giderler, mahşer meydanına.

Üçüncü gruptakiler ise kabirden kalktıklarında yanıbaşlarında bir binek bulunur. Onlar, bu bineğin üzerinde giderler mahşer meydanına. Giderken bir adım bile atma zahmetine katlanmazlar.

Mahşer meydanına gidip Rabbimizin Teala huzuruna çıktığımızda, o bekleyiş anında bizim durumumuzu şöyle açıklar Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellem:

Kıyamet günü insanlar mahşer yerinde terleyecektir. Öyle bir derecede ki, dökülen ter 70 zira derinliğindeki yere geçecek ve onların ağızlarına yükselip gemleyecek, hatta kulaklarına ulaşacaktır. (Buhari)

 Bu terleyiş, insanların amellerini göre değişecektir. Çok günahı olan çok terleyecektir, az günahı olan az terleyecektir. Bunu bize Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle açıklar:

“O günde insanlar dünyadaki amellerine göre ter içerisinde kalacaklardır. Kiminin ter yüksekliği topuklarına kadar, kiminin dizlerine kadar, kiminin ise ter -eliyle ağzını işaret ederek- ta ağızlarına gem vuracak kadar ulaşır.”(Tirmizi)

Bu terlemenin bir sebebi, uzun bekleyişimizin sonunda Allah Tebareke ve teala gelip bizi hesaba çekeceğidir. Diğeri ise bizim üzerimize güneşin bir mil kalıncaya dek yaklaştırılmasıdır. Bu olay bize bir hadiste şöyle aktarılıyor:

“Kıyamet gününde güneş insanlara bir mil mesafe kalıncaya dek yaklaştırılır.” (Müslim).

Öyle bir durumda insan nasıl yanmaz, sorusu hemen insanın aklına gelir. Böyle şeyleri bilmemiz bize hiç bir şey katmayacağı için bize bilgisi verilmemiştir. Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellem öyle dediyse öyledir demeliyiz. 

Mahşerdeki o uzun süre ayakta bekleyişimiz ile ilgili Rasulullah’tan Sallallahu aleyhi vesellem şöyle bir hadis nakledilmiştir:

“Miktarı elli bin sene olan bir gün,” buyurdu. Kendisine:

“Bu ne uzun gündür,” dediklerinde, Resul-i Ekrem:

“Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, o mü’mine kolaylaştırır, hatta ona bir vakit namaz kılacak kadar vakit­ten daha da azaltılır,” buyurdu. (Tirmizi)

Mahşerde toplandığımız zaman orada, Rabbimizin Teala huzurunda saf saf, sıra sıra olacağız. Düşünebiliyor musunuz? Kâfirler orada, bir gün boyunca ayakta duracaklar ama o bir gün, miktarı elli bin sene olan bir gün olacak. Biz otobüs durağında kısa bir süre bile otobüs beklerken yoruluyoruz ve ben şimdi mahşer yerini düşünemiyorum. İşte Allah, Tebareke ve teala onun huzurunda saf saf duracağımızı şu ayette söylüyor:

 Ve hepsi sıra sıra Rabbinin huzuruna çıkarılmışlardır: Andolsun ki sizi ilk defasında yarattığımız şekilde bize geldiniz. Oysa size vâdedilenlerin tahakkuk edeceği bir zaman tayin etmediğimizi sanmıştınız, değil mi? (Kehf 48)

O gün kimseye ait bir şey olmayacak ve mahşer meydanı dümdüz olacaktır.

Yerin başka bir yerle, göklerinde başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah’ın huzuruna çıktıkları günde, sakın Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma, doğrusu Allah azizdir, intikam alandır. (İbrahim 47-48)

İbni Abbas bu ayetin yorumu olarak şöyle der: 

“Gümüş renkli bir arazidir, üzerinde ne kan dökülmüş ne de günah işlenmiştir. Güneşin, ayın ve yıldızların ışıkları söndürülmüştür.”

Toplanacağımız yer, yani mahşer meydanı hakkında Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle der:

“Kıyamet günü insanlar beyaz, bembeyaz, has unun çöreği gibi bir yerde toplanacaklar. Orada hiç kimsenin bir işareti  olmayacak.” (Buhari, Müslim)

Ve o sıkıntılı günde Allah Teala yedi sınıf insanı bu sıkıntıdan kurtaracaktır ve hatta rahat ettirecektir. Allah Subhanehu ve teala bizleri bu yedi sınıftan birisine dahil etsin (Amin). Bu yedi sınıfı Rasulullah’ın Sallallahu aleyhi vesellem ağzından dinleyelim:

 Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“Hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah yedi tür insanı arşının gölgesinde barındıracaktır.

1- Adaletli devlet başkanı,

2- Allah’a ibadet ve itaat ederek yetişen genç,

3- Kalbi mescidlere bağlı kimse,

4- Allah için birbirini sevip, bu uğurda bir araya gelip ayrılan kişiler.  

5- Makam ve güzellik sahibi bir kadının zina çağrısını, Ben Allah’tan korkarım diyerek reddeden kimse,

6– Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse.

7- Kendi başına kaldığında Allah’ı anarak gözyaşı akıtan kimse. (Buhari,Müslim)

Rasulullah Sallallahu aleyhi veselam şöyle demiştir: Allah Teala kıyamet gününde “Benim için birbirlerini sevenler nerede? Onları gölgemden başka gölge bulunmayan bir günde Arşın gölgesinde gölgelendireceğim” buyurur. (Müslim)

Gelecek tarihimizden bir kesiti anlattık. O da mahşer alanında, dünyada yaptıklarımızın hesabını vermek üzere, dehşet içinde bekleyeceğimiz bir gündür. O gün hesap verip, yaptıklarımızın karşılığını alacağımız hasat günüdür. Hasat edilecek iki şey var: Cennet ve cehennem… Üçüncü bir ihtimal yok. Akıllı olan, o günün hasadı için bugünden hazırlık yapar. Allah’a teslim bir Muvahhid olarak yaşar. Tağutu reddedip şirkten beri olur. Bu şekilde Allah’ın rızasını kazanmış olarak cenneti hasat eder.

İnşaAllah, sizlere mahşer konusunu güzelce açıklayabilmişimdir. Ben bu konuda elimden geleni yapmaya çalıştım. Allah’tan Tebareke ve teala dileğim bu konuyu öğrenmemizle bizim Allah’a Celle celaluhu itaatimizi arttırması ve bu yolla bizi cennete koymasıdır. (Amin).

                                                             Usame Salih