Kişinin ilmiyle amel etmemesi

3 Temmuz 2017 Akaid ve Fıkıh0

Müslim ve diğerlerinin rivayetinde Resûl-i Ekrem,

“Allah’ım, fayda vermeyen ilimden, huşûu olmayan gönülden, doymayan nefisten ve kabul olmayan duadan sana sığınırım.”[1], buyurmuştur.

Yine Buhârî ile Müslim’in rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

“Kıyamet gününde bir adam getirilip cehenneme atılır da ce­hennemde onun bağırsakları derhal karnından dışarı çıkar. Sonra o adam (bağırsakları etrafında) değirmen merkebinin değirmende döndüğü gibi döner. Bunun üzerine cehennem halkı bunun etrafını çevirir ve:

“Ey filân, hal ve şânın nedir? Sen bize dünyada iyilikle emre­dip kötülükten nehyeden birisi değil mi idin?” derler. O da:

“(Evet, ben öyle idim. Fakat) Ben size iyilikle emrederdim, hal­buki kendim yapmazdım. Yine ben sizi kötülükten nehyederdim de kendim işlerdim, diye cevap verir.” [2], buyurmuştur.

Taberâni’nin ve Ebû Nuaym’ın rivayetlerinde Resûl-i Ekrem:

“Zebaniler, putperestlerden önce fasık okuyucuları yakalarlar. Fasıklar buna itiraz ederek:

“Puta tapanlardan önce bizi alıyorlar?” derler. Onlara:

“Elbet, bilenlerle bilmeyenler bir olmaz.” denir.” [3], buyurmuştur.

Hafız el-Münzirî:

“Bu hadis garip olmakla beraber, sıhhatine delâlet eden şahidi vardır. O da riya bölümünde rivayet edilen hadistir. Orada, “İlk çağırılacak olan, “Ne güzel okuyor” desinler için Kur’an’ı ezberleyen hafızlardır.”, denilmektedir. Hadîsin sonunda, “İşte kıyamet günü ilk cehenneme girecek olan, bu üç kişidir.” [4], buyurulmasıdır.

İsnadının kuvvetli olmadığını söylemekle beraber Tirmizî’nin ri­vayetinde Resûl-i Ekrem:

“Haramını helâl kabul eden kimse, Kur’an’a inanmamıştır.” buyurmuştur.

Yine Tirmizi’nin Sahih ve hasen olduğunu söylediği bir rivayet­te Resül-i Ekrem:

“Kişi kıyamet günü (beş şeyden) ömrünü nerede tükettiğinden, ilmi ile ne amel ettiğinden, malını nerden kazanıp nereye sarfettiğinden, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça adım atamaz.” [5], buyurmuştur. Tirmizi’nin Sahih sened ile yine bu meal­de bir rivayeti daha vardır.

Taberânî’nin “Kebir”inde rivayetine göre Resûl-i Ekrem:

“Cennet halkından birtakım kimseler, cehennemliklerden bazıla­rının yanına giderek:

“Niçin cehenneme girdiniz. Vallahi, biz cennete ancak sizden öğrendiklerimiz sayesinde girdik,” derler. Onlar:

“Biz söylerdik fakat söylediğimizi yapmazdık, diye cevap ve­rirler.” [6], buyurmuştur.

İbn Ebi’d-Dünyâ, ayrıca ceyyid isnad ile Beyhakî’nin rivayetle­rinde Resûl-i Ekrem:

Her kim bir hutbe okursa, Allahu Teâlâ onu, hutbesinden sorumlu tutar, sanırım, hutbeden neyi kasdettiğini ken­disinden sorar.”, buyurmuştur.

Cafer’in anlattığına göre, Mâlik b. Dinar bu hadîsi rivayet ettiği vakit, gözyaşı tükeninceye kadar ağlardı ve, “Gözümün, sözümü ikrar ettiğini mi sanıyorsunuz? Ben bilirim ki, Allah-u Teâlâ, kıyamet gü­nü ona da niçin ağladığından soracaktır.” derdi.

Bezzar’ın garip olan bir rivayetinde Muâz İbn Cebel (r.a.)’den şöyle demiştir:

“Resûl-i Ekrem Kabe’yi tavaf ederken onu aradım buldum ve:

“ Ey Allah’ın, Resulü, insanların hangisi daha kötüdür?” diye sordum, Resûl-i Ekrem:

“Allah’ım, onu bağışla. Sen hayırdan sor, şerden sorma; İnsan­ların kötüsü, âlimlerin kötüsüdür” [7], buyurdu.

Taberânî’nin hasen sened ile rivayetinde Resûl-i Ekrem:

“İnsanlara hayrı (iyiliği) öğretip kendini unutan, başkalarına ışık verip kendisini yakan kandil gibidir.” [8], buyurmuştur.

İbn Hibbân’ın, râvisi üzerinde durduğu diğer bir rivayetinde de,

Her ilim, sahibine vebaldir; ancak ilmiyle amel eden bu vebal­den kurtulmuştur.” [9]

Taberâni ve Beyhaki’nin rivayetlerinde Resûl-i Ekrem şöyle bu­yurmuştur:

“Kıyamet gününde İnsanların en şiddetli azaba uğrayacak ola­nı, ilmi kendisine fayda vermeyen âlimdir.” [10]

Bezzâr ve Taberânî’nin Ammar b. Yâsir (r.a.) den rivayetlerin­de, şöyle demiştir: Resûl-i Ekrem beni, kendilerine Islâmi hüküm­leri öğretmek için Beni Kays Kabilesinden bir aileye gönderdi. Git­tim baktım ki, vahşi develer gibi insanlar. Gözleri havada, deve ve koyundan başka bir şey düşünmüyorlar. Hemen geri döndüm. Re­sûl-i Ekrem bana:

“Ey Ammar, ne yaptın, anlat bakalım,” buyurdu. Ben gördük­lerimi ve onların hatalı düşünce ve hareketlerini anlattım. Resûl-i Ekrem:

“Ey Ammar, bunlardan daha kötülerini sana bildireyim mi? Onlar öyle kimselerdir ki, bilmediklerini bildikleri halde yine bun­lar gibi hatalara düşerler,” buyurdu. [11]

Râvileri arasında, İbn Hibbân ye diğerlerinin, mevsuktur, dedi­ği A’ver’in de bulunduğu Taberânî’nin rivayetinde Resûl-i Ekrem:

Ben ümmetim üzerine mü’minden ve müşrikten korkmam. Mü’mini, imanı kötülüklerden alıkor. Müşrike gelince, onu da küfrü kahreder, hor ve hakir kılar. Ancak sizin için korktuğum, bilerek ve güzel konuşan münafıktır. Çünkü o, size bilip kabul ettiğinizi söy­ler ve fakat inkâr ettiğini yapar.” [12], buyurdu.

Yine Sahih bir rivayette Resûl-i Ekrem:

“Benden sonra sizin için en çok korktuğum, bilerek konuşan münafıktır.”[13], buyurmuş­tur.

Yine İbn Mesûd (r.a.) den gelen Sahih bir rivayette Resûl-i Ek­rem:

“Öyle zannederim ki, sizden biriniz ilmi öğrendiği gibi de unu­tur. Çünkü ilmi ile hatalı işlerde bulunmuştur.” buyurmuştur.[14]

Ahmed ve Beyhakî Zâzânî’nin oğlu Mansûr’dan tahriçlerinde, di­yor ki:

“Cehenneme atılan bazı kimselerin kokusundan cehennem hal­kı bunalır. Bunlara:

“Ey kimseler! Yazıklar olsun size. Dünyadaki günahınız ne idi ki, bizim cezamız bize sanki yetmiyormuş gibi, bir de sizin kokunu­zun cezasını çekiyoruz,” derler. Onlar da:

“Evet, biz, ilmi kendilerine fayda vermeyen alimleriz,” der­ler.” [15]

İbn Hacer El-Heytemi

                                                                                         

 

Sünenü İbn Mâce, 1/92.

Sahihul-Buhâri, Kİtabu Bedi’1-Halk; Sahihu Müslim, 4/2291.

et-Tergib ve’t-Terhib, 1/124 (Taberâni ve Ebû Nuaym’ın rivayetlerinden naklen.).

Sahihu Müslim, 3/1514; et-Tergib ve’t-Terhib, 1/124, 125.

Sünenü’t-Tirmizi, 4/612.

Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid, 1/186.

Mecmeu’z-Zevaid ve Menbeu’l-Fevaid, 1/185.

Mecmeu’z-Zevaid ve Menbeu’l-Fevaid, 1/184.

Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l- Fevâid, 1/164.

10 Mecmeu’z-Zevâİd ve Menbeu’l-Fevâid, 1/185.

11 Mecmeu’z-Zevaid vo Menbeu’l-Fevâid, 1/185.

12 Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevaid, 1/187.

13 Mecmeu’z-Zevâid ve Menbeu’l-Fevâid, 1/187.

14 et-Tergib ve’t-Terhîb, 3/127 (Taberâni’nin rivayetinden naklen.).

15 et-Tergîb ve’t-Terhîb, 1/128 (Ahmed ve Beyhaki’nin rivayetlerinden naklen).